Marketler denetimden böyle kaçıyormuş!
Karekod Şeffaflık Krizi: Tarladan Raflara fiyat gerçekleri ve gizlenen karlar, mercek altında.
Türkiye’nin pahalılık dalgası sürerken market raflarında kullanılan karekod sistemi, tüketicinin karşısına teknik aksaklıklar ve eksik bilgilerle çıkıyor. Şeffaflık amacıyla yürürlüğe giren bu uygulama, özellikle sebze-meyve reyonlarında ürün künyelerinin yanına asılması zorunlu olan etiketlerle birleştirilince, işlevselliğini yitiriyor. Tüketici, akıllı telefonuyla taradığı karekodların ya hatalı yönlendirmesiyle ya da boş sayfaya uğramasıyla karşılaşıyor; böylece ürünün tarladan markete uzanan yolculuğu ve maliyet kırılımları gözden kaçırılıyor.
Son dönemde sıradan bir fiyat etiketi değil, alış Fiyatı kısmındaki borçlanma adımları büyük tartışmalara yol açıyor. Birçok zincirde alış fiyatı kısmına ya 0,00 rakamı giriliyor ya da bu alan boş bırakılıyor. Uzmanlar bu durumu teknik bir hata olarak değil, kasti olarak yapılan bir karartma olarak değerlendiriyor. Bu yöntemle, 10 TL’lik tarladan gelen ürünün rafta 80 TL’ye kadar yükseldiği görülebilir; bu da tüketiciye fark ettirmeden yüksek kar oranlarını saklama amacı taşıyor.
Gönüllü denetim hissiyle hareket eden tüketici artık reyonlarda adeta bir müfettiş. Telefona sarılıp karekod uyumsuzluklarını, raftaki ürün ismiyle etiketteki tür farklılıklarını ve şüpheli bilgileri anında fotoğraflayıp kayda geçiriyor. Bu dijital kanıtlar kısa sürede Hal Kayıt Sistemi Mobil Uygulaması, Alo 175 veya CİMER üzerinden ilgili mercilere ulaştırılıyor ve marketler bir ihbar yağmurunun hedefi haline geliyor.
Tüketici Derneklerinden Gelen Tepki: Bu durum, sadece bir teknik arıza değildir; tüketicinin bilgi edinme hakkına bir engel olarak görülüyor. Halkın denetim gücünden çekinen işletmelerin bu “hayalet künye” oyununa başvurduğu yönündeki eleştiriler artıyor. Çalışmayan karekodlar için vatandaşlar haklarını kullanmaya davet edilirken, denetim mekanizmaları da harekete geçiriliyor.