Petrol krizi kapıda!
Küresel enerji piyasalarında dengeler, yerini tarihte az rastlanan bir belirsizliğe bıraktı. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son analizleri, enerji akışının damarı sayılan Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin, dünya ekonomisini bir “petrol komasına …
Küresel enerji piyasalarında dengeler, yerini tarihte az rastlanan bir belirsizliğe bıraktı.
Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) son analizleri, enerji akışının damarı sayılan Hürmüz Boğazı’ndaki risklerin, dünya ekonomisini bir “petrol komasına” sürüklediğini ortaya çıkardı.
Ajans, daha önce iyimser bir tablo çizerek günlük 640 bin varil artış öngördüğü petrol talebini, sert bir manevrayla 80 bin varil daralma yönünde revize etti.
PANDEMİDEN BERİ EN SERT GERİLEME
Raporun en korkutucu kısmını ise içinde bulunduğumuz yılın ikinci çeyreğine dair tahminler oluşturuyor. IEA verilerine göre, petrol talebinin bu dönemde günlük 1,5 milyon varil azalması bekleniyor. Bu rakam, sadece bir istatistik değil; dünya ekonomisinin tam anlamıyla “şalter indirdiği” Covid-19 döneminden bu yana kaydedilen en keskin gerileme olarak tarihe geçmeye aday.
KÜRESEL PETROL ARZI
Savaşın sahaya yansıması, rakamlara adeta bir enerji kıyameti olarak yansıdı. Mart ayında küresel petrol arzı 10,1 milyon varil gibi devasa bir kayıpla günlük 97 milyon varil seviyesine indi.
Körfez İhracatı: Tüm güzergâhlarda toplam 15,8 milyon varil azaldı.
OPEC+ Darbesi: OPEC+ üretimi aylık bazda 9,4 milyon varil, ham petrol arzı ise 8,1 milyon varil geriledi.
İYİLEŞME HEMEN GELMEYECEK
Ajansın 2026 projeksiyonu, krizin sadece bugünü değil, yarını da rehin aldığını ortaya koyuyor. OPEC+ üretiminin yıl genelinde 2,4 milyon varil azalması beklenirken, küresel büyüme tahmini de yüzde 3 seviyesine çekildi. IEA, stratejik bir uyarıda bulunarak, Hürmüz Boğazı bugün açılsa dahi sevkiyatın eski ritmine dönmesinin en az iki ay alacağının altını çizdi.
“BELİRSİZLİK NADİR GÖRÜLEN SEVİYEDE”
IEA raporunda piyasanın durumunu şu sözlerle özetledi: “Küresel petrol piyasası dengelerine ilişkin görünüm nadiren bu kadar belirsiz olmuştu. Artan fiyatlar talebi baskılarken, piyasa algısı ile sahadaki gerçekler arasında derin bir kopukluk yaşanıyor.”